8 Ocak 2015 Perşembe
Evsizler İçin Ne Yapılabilir?
19 Nisan 2012 Perşembe
İstanbul,Laleler ve Ben
İstanbul Büyükşehir Belediyesi,eeee nediyim adın gibi büyüksün.İBB'nin Florya Tesisleri Baharda da bir harika.Şekerim yalnız pazar günü inanılmaz dolu.İğne atsan düşmez derler ya ,işte tam öyle.
Yine de bütün o kalabalığın içinde kendinize sessiz bir ağaç altı bulabileceğiniz bir yer aynı zamanda.
Baharda laleri görmek,yazın şöyle bir soluklanmak ,kışın karın en güzel halini görmek
İşte o zaman buyrun İstanbul Büyükşehir Belediyesi Florya Tesislerine.
Adres ve Ulaşım bilgileri burada
11 Nisan 2012 Çarşamba
Kolay Kanavice
Eskisi kadar fırsat bulamazsam da elimde birşeyler yapmaya çalışıyorum.Gerçi bazıları bayağı sürünüyor ya neyse.Gecen sene teyzem kızlar için almış bunu bana.Ben aldım sen yap dedi.Hatta bir tanede bana yap dedi.Onu yaptık ama bunu henüz bitiremedik.Umarım bitecek :P .Bu çok zor oluyor.Açıkcası şuna inanmıyorum "çocukda yaparım kariyer de"yok canım o pek öyle olmuyor.Birşeylerden fedakarlık yapmak zorundasınız.Çocuğunuzu,eşinizi,ailenizi,arkaşlarınızı en önemlisi kendinizi arka plana atmak zorunda kalıyorsunuz zaman zaman.Birşeyleri ispatlamak zorunda bırakılıyoruz.Çevremiz onlarla dolu,bir yarıştır gidiyor.Sabah erken kalkılacak,kahvaltı hazırlanacak (çocuklarınız benimkiler kadar küçük ise 5.5ve 4)kıyafetleriorganize edilecek gerekli yerlerde yardım edilecek.Siz bir elinizde kahvaltı tabağı bir banyoya ,bir yatak odasında çocukların peşinde ,zor bela kahvaltılarını hazırlayacaksınız.Eşiniz benim ki kadar yardım ediyorsa şanlısınız,HER NE KADAR zaman zaman 5 dk.lık iş sen niye yapmıyorsun cevabını alsanız bile duymayacak ve evden bir ayağınızda farklı bir çorapla çıkmamak için dua edeceksiniz.Onlar masaya oturduğunda rahatsınız hadi hemen hazırlanın bakalım.Nerde mümkün mü?Yapılacak başka şeyler mahakkak vardır.Sabah erkenden kalkıp attığınız çamaşırları çıkarmak ve o bittiği gibi çuçukların ve kendi odanızı toparlamak zorundasınızdır.Bir yandan da yaptığınız yulaf ezmesini(veremediğiniz kilolarınız nedeni ile kendinizi psikolojik olarak rahatlatmak için yemiş olmak için yediğiniz yulaf ezmesi)yemeğe çalışırsınız.Bir kaşık yulaf ezmesi ve oyuncakları yerden topla,bir kaşık daha yulaf ezmesi pijamaları katla ve bu böyle sürer gider.Ve nihayet aynanın karşısına makyajınızı yapmak için geçtiğinizde ,rimeli bir gün olsun gözünüze sokmadan veya yüzünüze bulaştırmadan sürebilecekmisiniz diye kendi kendinize girdiğiniz iddayı artık o gün kazandığınız için şanslı bir gününüz olduğunu düşünecek ve koşuşturmaya devam edeceksiniz.
18 Mart 2012 Pazar
Örgü Battaniye

Son iki yıl içinde yaptığım veya yapabildiğim çalışmalar acıkcası çok az.Onları daha sonra parça parça aktarıcam.Bu elimdeki bir akşam ne yapsam ne yapsam diye düşünürken ,elimde uuzun zamandır kullanmadığım yünleri ortaya dökerek şekillendi.Çok fazla uğraştırmamalıydı.Sonuçta ortaya çıkacak şey şu anki tasarımla bir battaniye olacak.Spontane gelişiyor.Renkler tamamıyle gelişigüzel belirlendi .Sayı yok hesap yok.Kafama göre gidiyor.Stres örgü diyorum ona ben .Dümdüz.....hayatımızda böyle olabilseydi diyorum bazen sıkıcı olurdu diyeceksin şimdi.Evet haklısın sıkıcı olurdu.Ollllsunnn.Arada da sıkıcı olsun be hayat.Tekdüze sıradan.İnişleri çıkışları olmayan hep aynı rotada devam eden..23 Şubat 2012 Perşembe
Oh Bee
Evet ...nerden başlasam bilmiyorum.Aslında kendimle konuştuğum zaman daha iyi oluyor ya neyse.Klavyenin başına gecip birşeyler yazmaya çalışmak çok farklı benim acımdan çok kısıtlayıcı.Seneler önce düşündüğüm birşey vardı.Çevremdekilere söylediğim ve aaaaaa iyi artık dedikleri.Hani şöyle bir cihaz olsa,ben konuşurken kaydetse ve sonra yolla dediğimde istediğim yere yollasa.Nedersiniz az kaldı değil mi?Nerdeyse buna yakın işlemleri yapan makinalar çıktı. Aslında benim bir android telefona ihtiyacım var.Her nekadar teknolojiden kacsam da o benim peşimi bir türlü bırakmıyor.Hangimizin bırakıyor ki.Bir yandan hayatı kolaylaştırırken bir yandan bizi birer sanal robota dönüştürüyor.Ama benim son dönemdeki bütün planlarım bunların üzerine kurulu.Teknoloji ve sosyal medya...Buna sonra girelim çok derin ve uzun bir süre hep anlatıcam sanırım sana.8 Eylül 2011 Perşembe
bi anlatamadım

28 Kasım 2010 Pazar
ÇOOOKKK UZUN ZAMAN OLDU
YAZDAN KALAN BİR AN.BEDRİ RAHMİ'NİN BALIĞI6 Kasım 2009 Cuma
Bozcaada'da Gün Batımı
Resimlerin hikayesine gelince;Akşam gün batmak üzere ve bende deli gibi birşeyler çekmeye çalışıyorum ama olduğum yerde manzara yeterli değil.Çarşıya inmeye karar veriyorum.Büyük kızımı hemen arabaya atıp,Annemlerin çık çık sesleri arasında son sürat Merkeze inmeye çalışırken gün batımını kaçıracağımı farkedip,arabadan dışarı attım kendimi.İşte yol kenerında çekilen resimler bu şekilde ortaya çıktı.Ayça'ma
Başlığı neden böyle attığımı merak edebilirsin.Küçük kızıma bir gönderme.Aralık ayında 2 yaşını dolduracak.Bilirsin çocukların ,o beceriksizce konuşmaya çalıştıkları bu dönemde ,yıllar geçsede akılda kalıcı bir veya bir kaç takıntıları olur.Küçük kızımın ki de bu.Birşey yapacağı veya biriyle konuşaçağı zaman kullandığı bir takı -me ,-ma.Hani şu 1 lira ile çalışan küçük mekanik oyuncaklar varya,gecen hafta sonu gittiğimiz alışveriş merkezinde bunları görünce Z.Ceren çıldırdı.Daha alışveriş merkezinin kapısından içeri adım atar atmaz.Başladı bağırmaya"BALIĞIMA,DÜDÜTÜME,ATIMA."Yani onlara binmek istiyormuş da onu anlatmaya çalışıyor.Ha ha ..dünya neşesi onlar.
Yazamadım yine yazamadım sana ama geçerli bir nedenim var.Migren gibi savaşmam gereken ama daha çok fiziksel bir rahatsızlık olduğu için daha zor bir savaşın eşiğindeyim.Yaş 40 ama dizlerimdeki aşınma sınır ötesinde ve zorlu bir ameliyat geçirmem gerektiğini öğrendim.Bunu daha sonra anlatıcam.İNŞALLAH
Ve migren...
Ben yıllarca migrenle yaşadım.Onunla yaşamayı öğrendim her migren hastası gibi.Ama ona hiç bir zaman teslim olmadım.Üniversite yıllarımla beraber bir başkaldırış başlamıştı.Yatım dinlenmeleri çoktan kaldırmıştım.Ama gene ilaçlar alınıyordu ağrının geleceğini hissettiğim an.VE BİR GÜN İP KOPTU.20 li yaşlarımın son yılları 27 yaşındaydım.Bir süredir devam eden ama önemsemediğim diş hassasiyeti bir gün beni diş doktoruma gitmek zorunda bıraktı.Kanal tedavisi yapıcak ağrı kesiciyi yaptı,biraz bekledi çalışmaya başladı ,ıhhh dişi hissediyorum.Tekrar ağrı kesici yaptı biraz daha bekledik ,hadi bir daha denedi yok yok olmuyor.3.yü yapamam böyle çalışacağım dedi.Yandım Anam diye bağırıcam bağıramıyorum.Zaten oldum olası o metal aletlerin dişimde çalışmasından nefret ederim.Sonrasında Dişçimle konuşurken bunu aldığım ağrı kesicilerin yapmış olabileceğini kanaat getirdik.O gün MİGREN benim için, hayatımdan tamamıyle uzaklaştırılması gereken bir olay haline geldi.Ne mi yaptım?
- Hiç bir şekilde ağrı kesici almadım,
- Migren atakları geldiğinde mekan ve zaman sınırlaması olmadan güneş gözlüklerimi taktım,
- Çok gerekli ise bir süre dinlendim,
- Yaşadığım mekanların ışıklarını kendime göre ayarladım,
- Güneş gözlüğü seçimimi bile ona göre yaptım.Yanları tamamıyle kapalı,koyu renk camlı gözlükleri tercih ettim.
Güneş gözlüğü ile ilgili ilginç anılarım oldu.Kimi nahoş,kimi komik.Ama bir tanesi bizim millet olarak farklı olan insanlara bakış acımızı o kadar iyi anlatıyordu ki.Farklı derken,her tür farktan kastım.Derisinin rengi,sakat olması,hasta olması,kimi zaman kadın olması zaman zaman turist olması.BİZDEN DEĞİL BİZE BENZEMİYORLAR YA..Ben hiç umursamadan taktım gözlüklerimi.Eğer o zaman o insanları umursamış olsaydım."Ay ne derler,bana gülerler mi acaba"DİYE DÜŞÜNSEYDİM bu hastalığı tarihe gömemezdim.Biraz psikosomatik bir rahatsızlık biliyorsun.
O dönem Karaköy'de bir gümrükleme firmasında çalışıyordum.Firma sahibi iki kardeş çok bambaşka insanlardı.Her konuda açık fikirliydiler.O kadar toplantıya giriyordum.Gözümde koçaman güneş gözlükleri ile bir kez dahi ters bir şey duymadım kendilerinden.Ama sonradan işe başlayan bir personel beni çok havalı bulmuş ki,bunu birkaç kez dile getirdi.Gerekli cevabı benden aldı ama niye böyleyiz niye at gözlüklerimizi çıkarıp etrafımızda ki insanlarla biraz daha ilgili olamıyoruz sorusunun etrafında döndüm durdum.Bu konu çok derin...
Hiç kolay olmadı.Ataklar ağrı kesici almadığım dönemde sanki daha bir şiddetli geldi.Ben sürekli ağrı kesici kullanmıyordum ama ağrının geleçeğini hissettiğim ana alıyordum.Bu bile yeterli bir doz aşımı yapmıştı vücüdumda.Almadım almadım ve almadım.Yavaş yavaş şiddeti azalmaya başladı.Ama bu yalnızca fiziksel bir takım şeyleri yaparak olan bir şey değildi.Büyük bir bölümü psikolojik bir savaştı.İnadım,gercekten inandım ve bitti.BİTECEK DEDİM BİTTİ.HATTA BİTTİ DEDİM.Yıllar sonra SECRET adlı kitabı okurken buna bir kez daha inandım.Bunu hayatımda kazanılmış ciddi bir kişisel başarı olarak görüyorum.2 sene gibi bir zaman diliminde tamamıyle çıktı hayatımdan.Söylediğim gibi ilk zamanlar hiç kolay değildi.Ama zamanla azalmaya başladığını görünce daha bir sıkı sarılıyorsunuz.
Sigaranın önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum.İyi kokularla yaşamalısın.Rahatlatan aromatik terapiler destekleyici olarak kullanılabilir.Artık bu tarz esans ve yağlar her aktarda bulunabiliyor.Bunlarla ense ve alna masaj yapmak ciddi bir rahatlatıcı etki sağlar.Bu kişisel bir tavsiye.Ağrının geldiğini hissettiğin zaman en mutlu olduğun anı düşün veya kendini olmak istediğin yere ışınla hayalinde.Bu da çok etkili.Spor olmazsa olmaz.Kan dolaşımının düzenlenmesi ve daha kaliteli oksijen için gerekli.Yapamam vaktim yok diyor isen,çok basit esneme ve germe hareketlerinin düzenli yapıldığında sana çok faydası olduğunu göreceksin.Basit hareketler düzenli yapıldığında beden de inanamayacağın değişikliklere neden olur.SARKIT VE DİKİTLER NASIL oluştu ?Küçük bir damlanın zaman içinde yaptığına bir bak.Basit ve kolay diye küçümseme hareketleri,illaki pahalı bir salona gidilecek,pahalı aletler alınacak diye bir şey yok bunları evde tek başına yapabilirsin.
Sonuç;Biraz biraz yapılan ama güçlü bir inanç ve iradeyle desteklenen düzenli beslenme,spor ve kendini rahatlatma bu savaşın püf noktası.
AYÇA'MA
Kendine ve yine kendine iyi bak arkadaşım
1 Ekim 2009 Perşembe
AYÇA,BEN VE MİGREN
Sana yazacağım dediğim tarihten bu yana o kadar uzun zaman geçti ki.Biraz utanarak biraz sıkılarak yine aylar önce seni unutmadığımı belirten bir küçük not bırakmıştım bloğuma .Ve sen de bu küçük yazıya mesaj bırakmışsın .Mesajını bu gece yayınlayabildim.İnceliğin için teşekkürler arkadaşım.
Henüz kimsenin ve seninde bloğuna gözatamadım.Umarım iyisindir.Yazı nasıl geçirdin.Eminin fotoğraf acısından oldukça verimli olmuştur.Benim ki fotoğraf acısından tam bir fiyasko oldu.Neyse bunlar uzun hikayeler ve emin ol anlatacağım hepsini.
Susuzluktan dudakları çatlamayan bilir mi ?susuzluğu,aç kalmayan bilir mi?bir lokma ekmeğin değerini,çekmeyen bilir mi?Çekmeyen ,yaşamayan insan bu tür duyguları tam olarak anlayamaz.Acıyı,açlığı,yanlızlığı...
Migren ile ilgili yazını okuduğumda nasıl içim acıdı,nasıl sen oldum anlatamam.Yardım etmeliyim dedim.Bunu bitirmesine yardım etmeliyim.Ben bitirdim,onu kovdum hayatımdan,yanı başımdan uzaklaştırdım.Defettim.Sen de yapabilirsin.
O kadar yüzsüz ki zaman zaman ortaya çıkar.Kendini gösterir bana,tıpkı bugün olduğu gibi.Ama o kadar çaresiz bıraktım ki onu.Ben burdayım deyip kaybolmak zorunda kalıyor.Eski bir hayalet gibi geldiği gibi sessizce gidiyor.
O'nu ilk hatırladığımda 8-9 yaşlarındayım.Güzel bir yaz günü.Toplaşmışız lojmanda oturan herkes;anneler,babalar,çocuklar,babaanneler,anneanneler sahile gideceğiz.Büyükler piknik yaparken biz çoçuklar kendimizi,karadenizin yeşil-mavi sularına bırakacağız.Ne mümkün.Herkes delicesine eğlenirken,ben evde de bırakılamadığım için ,üstümde pijamalarım,kafamda balyoz yemişcesine bir ağrı ve mide bulantısı ile unutulmaz bir gün geçirdim.30'lu yaşlarımı bitireceğim bu günlerde hala dün gibi hatırlıyorum.Ailem ne düşündü hiç bilmiyorum o zaman ama ben midemi üşütmediğimi biliyor ve bunun hiç bilmediğim bir ağrı olduğunu düşünüyordum.Migrenin pisikosomatik bir ağrı olduğunu söylüyorlar.O yaşta bendeki pisikosomatik durum neydi.Sonraları yaşım 20'lere yaklaştığında bunu çok düşünür olmuştum.Niye benim başım ağrıyordu.Birden aklıma annemin teyzesinin kızı geldi.Tam da o zamanlar ona beyin tümörü teşhisi konulmuştu.Korkunç başağrıları çekiyordu.Onu görmeye gitmiştik.Bağırması bugün gibi aklımda.Belki bu bir neden olabilir bilmiyorum. Neden ne olursa olsun.Başım ağrıyordu.Herşeyimi etkiliyordu Ayça.Bir program yapmışız bir yere gidicez ,Tak Tak ...Ağrı gelmiş.Babam hekim olduğu için evde ağrı kesici bulmak çok kolay.Sevgili Babam ilaç karşıtı bir hekim olmasına rağmen ,evde muhakkak birşeyler olurdu.O zaman Baralgin,Novalgin çok yoğun kullanılırdı.Ben başımın ağrıyacağını hissettiğimde hemen bir tane ağrı kesiciyi alıp dinlenmeye çekilirdim.Ama bu yaşam kalitemi o kadar düşürüyordu ki.Zaman içinde ağrının gelişini,neler yapabileceğini,nasıl yayıldığını tamamıyle çözümlemiştim.Ama neden başımın ağrıdığını bilmiyordum.Bir yaz tatilinde yengem gözümün bozuk olabileceğini düşünerek beni göz doktoruna götürdü.MİGREN.Göz doktoru ,gözlerimin gayet iyi olduğunu ama bende migren olabileceğini söyledi.
Artık havada atar olmuştum.Migrenim tuttu dinlenmem lazım...
Yıllar yılı kovaladı,ben her gördüğüm yerde Migren'le ilgili yazıları okudum.Şunu yemiyeceksin,şunu yapmayacaksın.En çok sevdiğim şeyler;çikolata,soğan,sarımsak,kızartma yemiyeceksin.EEE Nasıl yaşayacağız.
Migren profilim söyleydi.Cins olarak Auralı migren.Yani şanslıyım.Geleceğini hissediyordum.Sağ gözümden başlıyordu.Ters ışık oldukça etkili oluyordu.Yavaş yavaş sol gözüme geçiyor ve sonrasında sağ gözümden başlayarak görme kaybı ortaya çıkıyor.Araba kullanıyor isem kenara çekmek zorunda kalıyordum.Sonrasında sağ gözümden başlayarak görme alanım açılmaya başlıyordu.Duruma göre bu 2 saati bulabiliyordu.Sonrasında balyoz etkisi ve başımı sağa ve sola çeviremiyordum.Ne mi yapıyordum.Başlıyacağını hissettiğimde,saat kaç olursa olsun nerde olursam olayım hemen güneş gözlüklerimi takıyor.Vampir gibi ışıklardan ve karmaşadan uzak kalmaya çalışıyordum.
Ayça'cım yarın devam edeceğim saat sabaha karşı 2 olmuş.Akşama mektubuma devam edeceğim.Sağlıkla kal
Veee Nihayet TURKCELL VINN
23 Temmuz 2009 Perşembe
Ayça seni unutmadım!
Ve kısa bir dönüş
Saime ablamın dediği gibi HALDIR HALDIR günler geçirdik.Bunları tek tek aktarıcam inşallah.Sevgili hayat arkadaşım yardım eder ise bu yazı size anlatabileceğim.Yazlık evimize geçtiğimizden beri yalnızca 2 gün istanbula geldim.Bu yazımı da ancak bu şekilde yazabildim.Gerçi işim içinde net bağlantısına ihtiyacım var ama telekom olmadığı için bulunduğumuz yerde tek çözüm yolu olarak cep telefonundan bağlanmak kalıyor.Onu bir süre beklemeye almıştık ama sanırım artık yapmak zorundayız.
7 Mayıs 2009 Perşembe
Yuppi NİHAYET TATİL
Hepinize iyi tatiller
Sevgi ile kalın
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Hadi Soğan Yiyelim!

Soğan sever misiniz? Ya sarımsak?Kimileri sevmez.Biz ailecek bayılırız.Allah'tan eşimde seviyor.Bu sene ilk kez saksıda şöyle şifalı birşeyler yetiştireyim dedim.İlk ektiğim taze yeşil soğandı.İlk filizler çıkmaya başladı.Harika görünüyorlar.Sırada dereotu,roka,nane,fesleğen,maydonoz var.Fesleğen her yaz muhakkak olur saksıda ama bu sefer amacımız ondan şifa kaynağı olarak yararlanmak.Kokulu bitkileri seviyorum.Bu nedenle bahçeye özellikle biberiye,lavanta,lavantin ekmiştim.Şimşirinde yağmur sonrası çok güzel bir kokusu oluyor.Küçük bir şimşiri gecen sene almıştım onu saksıda büyütmeye çalışıyorum.Şimşirler çok gec büyüyen bitkilerden.Ortalama bir basket topu boyutuna gelebilmesi nerdeyse 4 sene alıyor.

Biz gelelim soğanlara.Eminönünden aldığım arpacık soğandan daha ufak olan bu soğanları saksıya dikmek yeterli oldu.10 gün sonra ilk filizleri çıkmıştı bile.
Toprak olarak yalnızca torf kullandım daha iyi beslensin diye.
İzleyenler bilir,Oktay Usta'nın mutfağında hiç eksik olmaz saksı bitkileri.Hem görüntüsü hoş oluyor hem herzaman elinizin altınta taze taze yeşillikleriniz oluyor.Eğer mutfak balkonunuz var ise daha hoş.Benimkilerin bir kısmı mutfakta duracak bir kısmı ise balkonda.Sabırsızlıkla bekliyorum.AAA birde kızımın çilekleri var.Onları bir sonraki yazıda anlatırım artık.
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Ne İyi Ettin de Geldin Dünyaya
1 Mayıs 2009 Cuma
Belgesel Tadında Fotoğraflar
TüTü ye Mektub
Salı gününden beri sana bu mektubu yazmaya çalışıyorum.Ama söylemeye ne hacet şu an bile sabahtan beri girmeye çalıştığım kayıtları ne zor şartlar altında gerçekleştiriyorum bir bilsen.Annem az önce Cen'i yanımdan kaptığı gibi dışarı çıkardı.Ya masanın üstündeler ya altında.Cen küçük iskemlesini kaptığı gibi istediği heryere erişebilecek konuma geldi.Topak ki ne topak.O akşam bir kritik yapamadan kalktınız.Neyse hafta sonu bol bol yaparız artık.
Bu aralar biliyorsun kendimizi yemelere adadık.Annem beni ben Annem'i suçluyorum.Verdiğim 3 kiloyu da nerdeyse aldım.Eyvahlar olsun.Bloglarda ki hanımlar diyete başlamışlar.Yaz geliyor ,birkaç fazlalık vermek gayette iyi olur ,belimi rahatlatır(malum bel fıtığı),moralimi düzeltirdi .
Bu arada o akşam konuşamadık ,gecen hafta doktoro gitmiş,birkaç test yaptırmıştım.Sonucunda gecen sene başgösteren D Vitamini eksikliğinin devam ettiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyorum.Doktorumun bu konuda biraz rahat davrandığını düşünerek zira bana attığı mesajda -d vitamini düşüklüğü devam ediyor biraz daha saldırgan olalım-diyen ama ne kullanacağım ,ne kadar kullanacağım konusunda bilgi vermeyen İstanbul'un EN GÜZİDE HASTANELERİNDEN birinde-hani şu sürekli zincir şeklinde hastane açan grup-çalışan doktoruma ne söyleyeceğimi bilemeyerek kendim bu konuya bizzat eğilmeye karar vermiş bulunmaktayım.Sanırım bunun üstesinden Babadan kalma usullerle gelicem ve Bitkilerden yardım alıcam.
O akşam yaptığım Çilekli Tart ve Çikolatalı Pastanın tarifini senin için nihayet yazabildim.Bu arada Papatya Kurabiyenin tarifinede bak bakalım seninki ile aynımı.Tavsiye ederim.Harika
Blog konusu ise;Nez'in geldiği zaman haberiniz olacaktı ama biraz erken oldu.Ehh olsun ne yapalım.Hani bir yemekten bahsetmiştim hatırlıyor musun?İşte o yemekte size kendi yaptığım küçük hediyelerle öğrenecektiniz.Gerçi ne Nez'e nede Tan'a bu konuda birşey söylememiştim.Yani kimseye söylemeyin gibi.Senin burda olman çok iyi olur.Ama ne yalan söyliyim çok zor oluyor ama harika insanlarla tanışıyorsun.Ve bunlar dünyanın herhangi bir köşesinden olabilir.Benim ilk başladığım şubat ayından bugüne blogum ile ilgili düşüncelerim zaman içinde değişti.Burası şu an benim için dijital anlamda bir günlük.Topaklarım için bir kayıt.Hani hepimiz hep tutmak isteyibte bir türlü tutamadığımız veya yarım bıraktığımız günlükler gibi.
Herşeyi ile ben ilgilendim.Gerçek manada tamamıyle bana aitler.Günahları ve sevabları ile.3 Blog,Üçünde de ben ,bana ait yaşam kareleri var.Resimler ,yazılar ve diğer herşey.Resim çekmek ,onları düzenlemek,yazıları yazmak ,gerekirse araştırma yapmak ciddi vakit istiyor.Bilirsin bizim takıntılarımız hiç eksik olmaz.Hergün birşey mutlaka vardır.Yine de değer
Ne Hamarat Anneler var bir bilsen, gündüzü GeCe si ilim yolunda çalışmakla geçen,Sihirli Oklava'sıyla harika tarifler yazan,Gönlünden Geçenleri paylaşanlar,O küçüçük Pecete'sinden ufku geniş bir dünya yazanlar.Daha sayamadığım bir çokları.
Ve gençler Kuklaları ile hayatı anlamaya çalışan,İğnesi ile göz nuru oyalar yapan
Hangisini saysam bilmiyorum.Sen daha birçoklarını bulacaksın.
Belki sırdaşın olacaklar ,belki sen onların sırdaşı ablası olacaksın.
TüTü'cüm
Şimdilik bu kadar o kadar çok yazacak şey var ki.Ama Topaklar artık sınırlarını zorluyorlar.
Pazara görüşmek üzere
PhotoScape de Fotoğraf Düzenlemek
Resmin altında menüler göreceksiniz HOME-NESNE-KIRP-BÖLGE bunlardan HOME tıklayın
Açılan kısımda FİLTRE ye tıklıyoruz.Burada resminize uygulayabileceğiniz bir sürü secenek var.Benim ilk uyguladığım BÖLGE(ODAKLAMA DIŞI)seceneği oldu.Buraya tıklayıp düzenleme yapacağınız sayfa önünüze geliyor.Ben SİZE yı 68 yaptım.Diğer şıklara dokunmadım.Daha sonra odaklamak istediğim alanı maus yardımı ile belirledim TAMAM butonunu tıklayıp sayfadan çıktım.
Daha sonra yine FİLTRE den FİLM EFEKTLERİNE girip PROVİA ORTA seceneğini işaretledim.
Bundan sonra çerceve yapmaya sıra geldi.Hemen önümde duran menüde FOTO+ÇERÇEVE menüsünden CURL BORDER 06 seçtim.
Sıra fotoğrafın boyutunu küçültmeye geldi.YENİDEN BOYUTL.menüsünden 1024 px seçtim.
Artık sıra imzamızı atmamıza geldi.NESNE seceneğini tıklayıp buradan T şıkkını seçiyoruz.Metin kısmına istediğimiz yazıyı yazıp ,istediğimiz yazı karakterleri ile düzenledikten sonra artık bütün işlemlerimiz bitmiş oluyor.
Ekranın sağ tarafındaki KAYDET butonuna tıklayıp resmimizi kaydetiyoruz.Resmin orjinal hali muhakkak elinizde kalsın.İstediğiniz zaman istediğiniz düzenlemeyi yapabilirsiniz.
Sonuc aşağıdaki gibi oldu.Çok fark göremiyor olabilirsiniz.Resim iyi bir ışıkta ve iyi bir açıyla çekilmişti.Çok fark oluşturacak görsel bir düzenleme yapmadım.Bu arada çiçeğin üzerindeki sineği görebiliyor musunuz?
Dikilen Meyve Ağaçları
Cen de Babasına yardım etmiş.Ama ellerinin durumu onu çok üzmüş.Yanına geldiğimde bu şekilde çömelmiş ellerine baka kalmıştı.Toprak farklı gelmiş olmalı.Kumu tanıyordu ama toprakla ilk tanışması.

Daha sonra kızları alıp biraz dolaşalım dediğimizde kesilen çimlerin üzerindeki bu ufaklık harika bir görüntü verdi.Bazıları belki sever ama ben o bildiğimiz bahcıvan usulü çimleri değilde.Doğal hani köylerde olur ya çimlerin arasından binbir çeşit çiçeğin fırladığı çimleri severim.Oturtuğumuz sitede bahar aylarında çimler çoşkuyla çıkmaya başladıklarında bayılırım.Çocukluğumda köydeki çimler gibi arasından bir sürü süprizle çıkar onlar.Hangi mor çiçeğin nereden çıkacağını veya papatyaların nerden başgöstereceğini bilmezsiniz.Tabiat Ana kendi düzenlemesini kendi yapar size fırsat vermeden.Ama sağolsun bir sabah çim makinalarının sesiyle uyanırsınız ki bütün hepsi gitmiş.Yeniden büyümeyi beklemek üzere çekilirler Toprak Ana'nın kuçağına.
















